Abdul Kader Keita Galatasaray’da

Fransa’nın Olympique Lyonnais kulübünde forma giyen Fildişi Sahilleri milli oyuncusu Abdul Kader Keita ile dün sabaha karşı 3 yıllığına anlaşma sağlandı. 27 yaşında ve 1.84 boyundaki kanat (sağ/sol kanat) oyuncusu 2009/2010 sezonunda Galatasaray forması giyecek.

Abdul Kader Keita kimdir?
Abdul Kader Keita 6 Ağustos 1981 doğumlu. 33 kere Fildişi Sahilleri milli formasını giyen forvet oyuncusu futbol kariyerine 1999-2000 sezonunda Africa Sports‘da başladı. Daha sonra sırası ile Etoile du Sahel, Al Ain, Al Sadd, Lille ve Olympique Lyonnais takımlarında forma giydi. 1.84 boyundaki Keita, 2007-2008 sezonunda da Lyonnais’da Milan Baros ile birlikte oynamışlardı.

Keita özellikle hızıyla ve tekniğiyle dikkat çekiyor. İşte Keita’nın show yaptığı maçlardan bir video.

Comments Yorum Yok »

Maç Sonucu: Galatasaray 2 – FC Kleve 2

Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, yaz kamp döneminin ilk hazırlık karşılaşmasında Almanya’nın FC Kleve takımıyla 2-2 berabere kaldı. Galatasaray’ın gollerini  Erhan Şentürk ve Aydın Yılmaz kaydetti.

Stat: Volksbank Arena

Galatasaray: Emirhan, Emre Güngör, Servet, Serkan Kurtuluş, Volkan, Emre Çolak, Aydın, Barış, Mehmet Güven, Yaser, Erhan

Comments Yorum Yok »

Comments Yorum Yok »

Comments Yorum Yok »

Gökhan Zan Galatasaray’da

Kulübümüz milli futbolcu Gökhan Zan ile iki yıllığına anlaşmaya varmıştır. Türkiye’de ilk olarak GSMobile aboneleri tarafından öğrenilen bu transferin ayrıntıları Cimbomluyuz.Org’da.

Oyucumuz Gökhan Zan‘la bu akşamüstü saat 18:00′da Florya Metin Oktay Tesisleri’nde düzenlenecek basın toplantısında sözleşme imzalanacaktır.

Gökhan Zan Kimdir

7 Eylül 1981 Hatay doğumlu olan Gökhan Zan, futbola da Hatayspor’da başladı. Gökhan Zan buradaki performansı sonrasında 2000 yılında Çanakkale Dardanelspor’a transfer oldu. Üç sezon Çanakkale Dardanel forması giyen Gökhan Zan, 2003-2004 sezonunda Beşiktaş’a transfer oldu.

İlk sezonunda Beşiktaş’ta sadece dört maçta forma giyen Zan, 2004-2005 sezonunda Beşiktaş tarafında Gaziantepspor’a kiralandı. 2005-2006 sezonu başında ise Beşiktaş’a dönerek tekrar kendine kadroda yer buldu. Son dört sezondur istikrarlı bir şekilde Beşiktaş’ta forma giyen Gökhan Zan, 2007-08 sezonunda 20 lig maçında sahaya çıkarken, geçtiğimiz sezonsa 19 lig maçında görev yaptı.

1,92 metre boyu ile Süper Lig’deki en uzun futbolculardan biri. olan Gökhan Zan, iri ve güçlü fiziği ile öne çıkmaktadır.

İlk kez 2000 yılında Ukrayna ile oynanan özel maçta A Milli Takım kadrosuna davet edilen Gökhan Zan, 45 kez de A Milli Takım forması giydi.

Comments Yorum Yok »

uefaleague
Rakibimiz Kazakistan Temsilcisi Tobol

UEFA Avrupa Ligi birinci ve ikinci tur kuraları bugün İsviçre’nin Nyon kentinde çekildi. UEFA Avrupa Ligi’ne ikinci turdan katılan Galatasaray’ın rakibi Kazakistan temsilcisi Tobol oldu.

Galatasaray ilk maçta rakibiyle 16 Temmuz’da deplasmanda karşılaşırken, ikinci maç ise 23 Temmuz’da Ali Sami Yen Stadı‘nda oynanacak.

FC Tobol

Kazakistan temsilcisi Tobol, 2008-2009 sezonunda Kazakistan Süper Ligi’nin ikinci sırada tamamladı. Bu sezon ise 12. haftası geçilen ligde 20 puanla liderin 11 puan gerisinde dördüncü sırada.

Tobol, 1992 yılında kurulan Kazakistan Süper Ligi’nde hiç şampiyonluk yaşayamadı. 1967 yılında kurulan kulübün ligdeki en iyi derecesini ikincilik.

Renkleri sarı-siyah olan FC Tobol takımı maçlarını 8 bin kişilik Merkez Stadyumu’nda oynuyor.

Comments Yorum Yok »

frank
30 Eylül 1962 Hollanda / Amsterdam doğumlu Frank Rijkaard, henüz 17 yaşında, Ajax Teknik Direktörü Leo Beenhakker tarafından A takıma alındı. Orta sahada görev yapan Rijkaard, 7 sene formasını giydiği Hollanda ekibiyle üç şampiyonluk, bir de Kupa Galipleri Kupası kazandı.

206 maçta 46 gollü bu performansın ardından kısa bir Real Zaragoza tecrübesi yaşayan Rijkaard, 1988’te Milan’a transfer oldu. Beş sezonluk İtalya kariyerinde Milan’ın efsane isimleri arasına girdi, iki şampiyonluk, iki Avrupa Şampiyonluğu, iki UEFA Süper Kupa, iki de Kıtalararası Kupa şampiyonluğu kazandı.

1993-95 arası Ajax’ta forma giyen Rijkaard, yetiştiği kulübe iki şampiyonluk daha armağan ederek aktif futbol kariyerine nokta koydu.

1981-94 yılları arasında Hollanda Milli Takımı’nın da değişmez ismiydi Rijkaard… 1988 Avrupa Şampiyonu Hollanda kadrosunda da yer aldı. 1995 yılında futbola veda eden Rijkaard’ın teknik adamlık kariyeri ise 1998 yılında başladı.

Hollandalı teknik adam futbolu bıraktıktan sonra Guus Hiddink‘in yardımcısı olarak antrenörlüğe başladı.

1998 yılında ise Hollanda Milli Futbol takımının başına birinci adam olarak geçti. Hollanda ve Belçika’nın ortaklaşa düzenlediği EURO 2000 finallerinde Hollanda’nın başında yer aldı. Yarı finale kadar oynadığı futbolla herkesin favorisi olan Frank Rijkaard’ın Hollanda’sı sürpriz bir şekilde İtalya’ya elendi.

Bu şampiyonadan sonra Frank Rijkaard, 2001–2002 sezonunda Hollanda ligi takımlarından Sparta Rotterdam’ın başına geçti. Bir yıllık Sparta Rotterdam tecrübesinin ardından Rijkaard, 2003-2004 sezonunun başında Barcelona’nın teknik direktörlüğüne getirildi.

Beş sezon Barcelona’nın çalıştırıcılığını yapan Frank Rijkaard, takımıyla 2004-2005 ve 2005-2006 sezonlarında La Liga şampiyonluğu, 2005-2006 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu‘na ulaştı. 2005 yılında Barcelona ile İspanya Süper Kupası’nı da kazanan  Rijkaard, 2008 yılında ise görevinden ayrıldı.

Comments 1 Yorum »

frank
Galatasaray’da teknik direktörlüğe Hollandalı çalıştırıcı Frank Rijkaard getirildi.

Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan resmi açıklama şu şekilde; “Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı teknik direktörlüğüne Frank Rijkaard getirilmiştir. Kendisine yeni görevinde başarılar dileriz. “

İki gün önce İspanya’ya hareket eden Adnan Polat’ın Juande Ramos ve Bernd Schuster ile anlaşmamasından sonra Rijkaard ile görüştü ve Hollandalı teknik adam ile iki yıllık sözleşme imzalandığı ifade ediliyor.

46 yaşındaki Hollandalı teknik adam 2003-2008 yılları arasında Barcelona’yı çalıştırdıktan sonra Katalan devi ile zorunlu bir ayrılık yaşamıştı. Futbolculuğu döneminde Milan ve Ajax takımlarında gösterdiği performansla ün yapan genç teknik adam için Galatasaray hocalık adına ikinci ciddi sınav olacak.

Frank Rijkaard, saat 17.30′da Madrid’ten İstanbul’a gelecek. Sarı-Kırmızılı kulüp, Hollandalı teknik adam ile saat 20.00′de Florya Metin Oktay Tesisleri’nde sözleşme imzalayacak.

Comments 1 Yorum »

gs

Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu’ndan Açıklama

Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı teknik direktörlük görevini 24 Şubat 2009 tarihinden bu yana sürdürmekte olan Sayın Bülent Korkmaz’ın kulübümüze sunduğu istifa yönetim kurulumuz tarafından kabul edilmiştir.

Sayın Bülent Korkmaz’a teknik direktörlük görevi süresince büyük bir özveri ile yürüttüğü çalışmalarından dolayı Galatasaray Spor Kulübü olarak içtenlikle teşekkür ediyoruz. Bülent Korkmaz’a bundan sonraki kariyerinde üstün başarılar dileriz.

Galatasaray Spor Kulübü

Comments Yorum Yok »

Kral Hakan Şükür

hakan_sukur

G.Saray ve Türk futbolunun efsane futbolcularından Hakan Şükür,2000′de kazandıkları UEFA Kupası’na giden yolda yaşadıklarını anlattı. Fatih Terim gibi çalışkan ve hırslı bir teknik adamın önderliğindeki ekibin oluşturduğu ruhla yola çıktıklarını belirten Şükür, “Finalde Hagi’yi ben attırdım.” esprisi yaptı.
Tarih 17 Mayıs 2000… Yer: Kopenhag. UEFA Kupası’nı, finalde Arsenal’i yenerek kazanan Galatasaray, adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Türk futbol tarihinde bir ilke imza atan Sarı-Kırmızılılar, bu büyük başarısıyla adını bütün dünyaya duyurmayı başardı. Dört yıllık bir yapılanmanın ardından destansı bir başarıya imza atan Galatasaray, kupanın kazanılmasının 9. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyor. NTV Spor, kupanın kahramanlarını bir araya getirirken, Sarı-Kırmızılı yönetim, önümüzdeki günlerde UEFA Kupası’nı kazanan kadroya şilt verecek. Biz de yarın İstanbul’da oynanacak final öncesi, 2000 yılında bu kupayı kaldıran Hakan Şükür’le zorlu süreci konuştuk.

O dönem attığı 11 golle UEFA Kupası’nın gol kralı da olan Şükür’ün anlattığı bir anekdot çok ilginçti. Hagi’nin final maçında kırmızı kart görmesinde kendisinin büyük payı bulunduğunu söyleyen Şükür, “Son dakikada kazandığımız frikik atışını kullanmak için Hagi hazırlık yapıyordu. Ancak ben kaleyi tutarsa gol olur diye düşündüm ve vurdum. Tabii o benim atmama hem şaşırdı hem de sinirlendi. O hareket onu çok gerdi. Uzatmaların ilk dakikalarında Adams’ın başlattığı ancak Hagi’nin sürdürdüğü pozisyonda kırmızı kart gördü.” diyerek olayı esprili şekilde anlattı. Şükür sorularımıza samimi cevaplar verdi:

UEFA Kupası’na giden takım nasıl oluşturuldu?

Aslında kadronun temelleri Fatih Terim’in geldiği 1996 yılında atıldı. İlk başta kimsenin tasvip etmediği bir kadro oluşmuştu. Hatta son anda transfer edilen Hagi’ye bile inanılmaz eleştiriler yapılıyordu. Gelen bütün oyunculara ya amatör veya G.Saray’ın oyuncusu değil gözüyle bakılıyordu. Herkes böyle bir takımın kurulmasının çok büyük bir yönetim hatası olduğunu dile getiriyoru. Bazı maçlarda alınan kötü sonuçlar da zaman zaman bu tavrı ve düşünceyi doğruladı.

Peki bu zor süreci nasıl atlattınız?

Futbol çok farklı bir oyun. Uzun süreçli ve finalinin sonda olduğu bir oyun futbol. Müthiş seyirci potansiyelimizin yanında herkeste inanılmaz bir inanç ve hırs vardı. Bunlarla kamçılanan çok karakterli bir oyuncu grubu ortaya çıktı. Türk futboluna gelmiş, doğru düşünceyi uygulayan yabancı oyuncular vardı takımda. Fatih Terim gibi çalışkan ve hırslı bir teknik adamdı başımızdaki. İşte bu sürecin kötü zamanları çok daha tatlıydı. Mesela Fenerbahçe’ye Ali Sami Yen’de 4-0 kaybetmek o gün için kötüydü. Kötülerden çıkarılacak dersler vardır. Biz de o dersleri çok iyi çıkardık.

2000 ruhu bu dönemde mi oluştu?

2000 ruhu sadece 2000′e ait bir ruh değil. Gerçek ruh onun oluşumu. Futbolda yetenek olmazsa hiçbir şey olmaz. Ama yeteneğin yanına o hırsı, o ruhu sokabilirseniz çok anlamlı başarılar yakalarsınız. Maç geceleri 10-12 oyuncu grubu bir odada yatıyorduk. Maçla ilgili sohbetler ediyorduk. Sizinle beraber olmayan oyuncular varsa bile içsel olarak onlar da bundan etkileniyordu. Bu arkadaş grubunun, o ruhun oluşmasında çok büyük bir katkısı vardı. Futbolun gerçek temeli, beraber hareket etme duygusudur. Takım ruhu başarıyı getirir, onun dışındakiler ise maç veya günlük başarılar kazandırır.

Birçok oyuncu sakatlık nedir bilmiyordu…

Ne kadar iyi çalışırsanız sakatlanma riskiniz o kadar aza iner. Beraber hareket etmeyi öğrendiğimiz için sakatlanmayı da en aza indirdik. Birbiri için oynayan takım oluştu. O zaman saha içindeki yük eşit dağıldı. Herkesin çok koştuğu ve birbiri için koştuğu bir dönem ortaya çıktı. Ben hatırlamıyorum ki; o güne ait kadroda bir arkadaşım başka birine karşı sevgisizlik yaşasın. Kavgalar ve tartışmalar oldu ancak bunların içinden çıkan bir yapıda olduk hep.

BİZİ EN İYİ ‘ZAFERE KAÇIŞ’ FİLMİ ANLATIYOR

Ekonomik sıkıntı yaşadığınız dönemde nasıl bir motivasyon tarzınız vardı?

Böyle sıkıntı yaşadığınız zamanlarda motivasyon çıkışları bulmalısınız. Avrupa maçları oynarken çok takip ediliyorsunuz. Zafere Kaçış filmi vardı. Hani Pele, Ardiles gibi ünlü futbolcuların da rol aldığı. Şimdi bir yerde zor anlar yaşıyorsunuz. Bu zor anları aşmak için iyi oynamaya ve yeteneklerinizi güçle birleştirip ilgi uyandırmaya mecbursunuz. Biz de Zafere Kaçış filminde olduğu gibi birilerinin dikkatini çekmek için daha iyi oynamak zorunda hissediyorduk kendimizi. Bunun sonunda da birçok arkadaşımız daha iyi paralara Avrupa’ya gitti. Biz burada daha az paraya büyük başarılara imza attık.

Bugünkü Galatasaray ile o günkü Galatasaray arasında nasıl bir fark var?

Ben oynamadığım anlarda bile her an oynayacakmışım gibi hazır oldum. Oynadığım zaman hiç yadırganmadım. Bu dönemde baktığınızda birçok oyuncu sayabilirsiniz ‘nasıl olsa oynamıyorum; gireceğim bir 10-15 dakikalık bölümü az çalışmayla işin üstesinden gelirim’ diye düşünen. Hatta gücünü oyunun içine yaymaya çalışan. O günkü kadroya baktığımda ben hep şunu düşündüm ve gördüm: Birinci dakikadan itibaren gücünü, her şeyini sahaya veren, oynadıkça keyif alan, çok büyük mücadele veren ve çok büyük hedefleri olan bir takımdık. Ama bugünkü takım için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.

Ben olmasam da UEFA’yı kazanırdık

Juventus’a transfer olsaydın Galatasaray, yine UEFA Kupası’nı alabilir miydi?

Benim olmamam çok fazla bir anlam ifade etmezdi. Belki yine kazanırdı Galatasaray kupayı. Ama takım için de önemli bir oyuncu olduğumu biliyordum. Sadece oynayan değil oynatan yapıda bir oyuncuydum. Bunu istatistiklere baktığınızda rahatlıkla görürsünüz. Arif, Okan ve Hagi çok gol attı. Ama ben kendi kendime oturduğumda çok önemli bir oyuncuyum diye hiç düşünmedim. Bugünden daha fazla çalışmam gerektiğini düşündüm.

Juventus transferi çok konuşuldu. Neler yaşandı bu transfer sırasında?

Juventus transferi o kadar üzerinde durulacak, o kadar anlatılacak bir transfer ki, onun hakkında kitaplar yazılabilir. Benim oradaki duruşum ve temsilim çok önemliydi. Ama maalesef medyanın anlatım biçimi sizin söylediğiniz gibi olmuyor. Ben onun çok acısını çektim. Kendi söylediklerimin dışında gösterildim hep. Mesela o transferde anlaşamamamın sebebi olarak yok ‘Hakan ayakkabı bağına kadar istedi’ denildi. Aşağı yukarı 3-4 yılda 10-12 milyon dolar kazanacak bir futbolcu bunların pazarlığını yapmaz.

Ya imzalarsın ya da Esnaider’i alırız

Neden gündeme getirdin?

O paraları kazanmak mı, bana ağır şeyleri yaşatan karşı kulüp yöneticisiyle çalışmak mı? Bu tip insanla beraber olmak istemedim. O gün bana bu tavırları yapan ve beni çok ucuza getirmeye çalışan o yöneticinin masasında Esnaider de vardı. Bana atacaksan at imzayı, yoksa Esnaider atacak demesi ve çeşitli farklı şeylerin de yaşanması beni bu transferden soğuttu. O gün benden gelecek para kulübüm için çok önemliydi. Ben kendi adıma çok başarılı bir transfer hikayesi yaşadım. O gün tavırlarına maruz kaldığım insan Moggi’ydi. Döndüm ve bu yaşadıklarımın mükafatını UEFA Kupası’nı kazanarak aldım.

Comments Yorum Yok »

toplist